Geziyoruz Be Canım
Keşif

Hıdırellez Nedir? Hıdırellez ve Hızır ile İlyas’ın Hikayesi

Geldi çattı yine Hıdırellez zamanı. Bu sene ateşlerden atlayamayacağız, deniz kenarına gidip dileğimizi suya bırakamayacağız ve en güzel Edirne’de Ahırkapı’da göbekleri atamayacağız. Ama korona var diye dileğimizden de olacak değiliz. Hıdırellez 2020 için belki güzellikler getirir, bize bir minnoşluk yapar ve dileklerimizi yerine getirir. Tıpkı 2017 senesindeki dileğimin bir hafta sonrası gerçekleşmesi gibi.

Hıdırellez Nedir?

Yazın gelişini simgeleyen Hıdrellez (Hıdrellez) bize ağaçları, meyveleri, ısınan havayı ve yeşeren umutları getirmeyi temsil eder. Hıdırellez nedir sorusunun cevabını kısa olarak vermek biraz zor olsa da hikayeleri ve ritüelleri ile başlı başına bir gelenek olduğu için sade ama çok da kısa olmadan anlatmayı seçiyorum.

Hıdırellez, Hızır ve İlyas’ın yeryüzünde buluştukları gün olarak bilinir. Bu yüzden, kutsallığı adına birçok şehirde benzer kutlamalarla kutlanır bu özel gün. Orta Asya, Ortadoğu ve Anadolu’da kutlanan baharı karşılama bayramı olarak bilinen Hıdırellez’de dilek dilemenin sebebi ise darda kalanların yardımcısı olduğu düşünülen Hızır ile denizlerin hakimi olduğuna inanılan İlyas’ın yeryüzünde buluştuklarına dair o inanç. Gregoryen takvimine yani Miladi takvime göre 6 Mayıs, Rumi takvim olarak da bilinen Jülyen takvimine göre 23 Nisan Hıdırellez günü olarak biliniyor. 6 Mayıs’tan başlayıp 4 Kasım’a kadar olan süre Hızır Günleri adıyla yaz mevsimini, 8 Kasım’dan 5 Mayıs’a kadar olan süre ise Kasım Günleri adıyla kış mevsimini oluşturuyor. Bu yüzden 5 Mayıs günü gecesi kış mevsiminin bitip sıcak yaz günlerinin başladığı anlamına geliyor. Biz de memleketçe Hıdrellez’i 5 Mayıs’ı 6 Mayıs’a bağlayan gece kutluyoruz. Hıdırellez ayrıca Hristiyanlarda baharın ve doğanın uyanmasının ilk günü olarak kabul ediliyor.

Hıdırellez Ne Zaman Kutlanır?

Hıdırellez 2020 yılında 5 Mayıs Salı akşamı başlayacak, 6 mayıs Çarşamba ikindi ezanında bitecek.

Hıdırellez’de Neden Gül Ağacına Dilek Dilenir?

Gül ağacı bereket getirir inancı ile Hıdırellez zamanı dilekler gül ağacının dibine gömülür ya da konur ya da bağlanır. Genel olarak gül ağacının dibine para konur ama bu sizin hayattan ne beklediğinize göre de değişir elbette. Ama yine de dileğiniz ne olursa olsun adettendir diyerek gülün dibine bir lira bırakabilirsiniz. Hızır ve İlyas kelimelerinin birleştirilmesi sonunda ortaya çıkan Hıdırellez, bu ritüelin ışığında tüm Anadolu, Kırım ve Azerbaycan ile Orta Doğu ve Balkan ülkelerinde bir bayram olarak kutlanır. Bende gül ağacı yok olmaz mı diyen olursa bu konu sanırım tartışmaya açık değil. Gül ağacı şart. Ama niyet de önemli. Kırmızı bir şeylerin içine dileğinizi koymayı da deneyebilirsiniz.

Hıdırellez’de Neden Ateş Üstünden Atlanır?

Hıdırellez demek ateşin üzerinden atlamak demek. Çocukken mahallede ateş yakar üzerinden atlardık. Büyüdük, aynı şeylere devam ediyoruz ama bu sene hep birlikte toplanıp ateşten atlamak ne yazık ki mümkün olmuyor. Peki neden Hıdırellez’de ateş yakıp üzerinden atlıyoruz. Aslında bu da bir tür dilek dileme yöntemi. Ateş üzerinden atlayarak hastalıklardan ve nazardan korunduğuna inanıldığı için bu gelenek böyle süregelmiş. Belki de ihtiyacımız olan tam da budur.

Hıdırellez’de Nasıl Dilek Dilenir?

Hemen yukarıda da dediğim gibi bir adet gül ağacına ihtiyaç var Hıdırellez dileğini yerine getirmek için. Hıdrellez gecesi Hızır’ın uğradığı yerlere, yani dışarıda açık alanlara dileğimizi koyuyoruz. Kimi zaman yemek, para kesesi gibi şeyler de konuyor. İsteyen dileğini bir kağıda çizebilir (ev ya da araba gibi), isteyen sadece para koyabilir ve tüm dileklerini Hıdırellez gecesi gül ağacının altına koyar ya da dalına asar. Ateş üzerinden atlama da gül ağacı ritüeli gibi dilek dilemek için yapılır. Dileğiniz yerine geldiğinde ise dileğinizi astığınız ya da koyduğunuz yerden alıp denize atmanız gerekiyor.

Hızır ile İlyas’ın Hikayesi

Bileniniz vardır ama Hıdırellez’in iki önemli ismini ayrıca anlatmak gerekir. Hızır ile İlyas’ı. Hikaye şöyle: Hızır peygamber Allah’ın kendisine verdiği güçlerle ona yüklenen görevleri yerine getirmek için dünyayı dolaşmaya başlar. İlyas Peygamber de bu yolcuklardan birine katılmayı istediğini dile getirir. Hızır Peygamber, İlyas Peygamber’e döner ve ona şöyle der; “Bu yolculuğu yapamazsın. Benim Allah’ın bana verdiği bazı görevleri yapmam şart. Oysa sen bunlara vakıf değilsin. Beni meşgul eder soru sorarsın. Ne yazık ki bununla mükellef değilim.” Bu sözün üzerine İlyas Peygamber, Hızır Peygamber’in isteklerini yerine getireceğine dair söz verir ve soru sormayacağını söyler. Yolculuğa çıkan Hızır ile İlyas peygamber bir su kenarına gelir. Karşıya geçmeleri gerekmektedir ve sandalcıyı görürler. Fakat ona verecekleri paraları yoktur. Karşıya geçmek istediklerini sandalcıya söylerler ve bunun üzerine sandalcı parasız bir şekilde onları karşıya geçirir.

Sandalcının iki oğlu ve bir karısı vardır. Kadın, kocasına Hızır ile İlyas peygamberi parasız karşıya geçirmemesi gerektiğini söyler fakat adam iki oğluyla birlikte Hızır ile İlyas’ı karşıya geçirir. Hava karardığı için kendileri de Hızır ile İlyas ile birlikte kalarak yemeklerini paylaşırlar.

Hızır Peygamber , gece yarısı İlyas Peygamber’i uyandırarak gideceklerini söyler. Kayığın içine girer ve kaya parçasına delik açar. Yollarına devam ederken İlyas Peygamber, neden bizi parasız karşıya geçiren ve iyilik eden insanlara sen teknesine zarar vererek kötülük yaptın diyerek soru sorar. Bu soru üzerine Hızır Peygamber, soru sormaması gerektiğini hatırlatır İlyas Peygamber’e.

Yollarına devam eden Hızır ile İlyas’ın ormandan geçerken peşlerine silahlı insanlar takılır. Hızır ile İlyas, silahlı adamlardan kaçarken bir köye gelirler. Fakat köylüler onlara taş atar ve gelmelerini istemez. Hızır ile İlyas da köyün etrafından dolaşarak örülmüş taşların üzeriden geçerek ilerler. Lakin taşlar yıkılmak üzeredir. Bunun üzerine Hızır Peygamber taşı onarmaya başlar. İlyas Peygamber, kendilerine taş atan köylülere neden iyilik yaptıklarına şaşırsa da o da Hızır Peygamber’e yardım eder. Ve evet, soru sormaz:)

Yollarına devam ettiklerinde geldikleri yerde göçebe bir halk ile karşılaşırlar. Herkes kendilerine iyi davranır. İlyas Peygamber’in dikkatini bir çocuk çeker. Çocuk çok güzeldir ve herkes ona prens gibi davranmaktadır. Etrafına bu yüzden emirler yağdırır durur. Hızır Peygamber, çocuğa doğru ilerler ve bir tokat atar. İlyas peygamber, bunun üzerine dayanamaz ve ona; “Ey Hızır seninle yollarımız ayrılıyor. Ne yaptığını anlamıyorum. İyilik yapan adamın kayığını deldin. Bize taş atan köylülere yardım ettin. Bize iyi davranan bu insanların çocuğuna tokat attın.” Hızır peygamber başını sallar ve şöyle der;

“Kayığın dibini deldim çünkü nehrin yukarısında savaş başlamıştı. Kralın askerleri etrafı gezerek savaşta kullanılabilecek her şeye el koyuyordu. Bizden ayrıldıktan sonra sandalcının oraya geleceklerdi ve sandalı alacaklardı. Onlar almasın diye dibini deldim. Nasılsa adam iki günde onu tamir edebilirdi. Taş atan köylülerin köyünde iki yetim çocuk vardı. Babaları, başlarına bir şey gelmesin diye çocukları taşların altına saklamıştı. Eğer taş yıkılsaydı çocukları kurtaramazdık. Bir de güzel çocuk var. Herkes ona köle gibi hizmet ediyordu. Bu yüzden çocuk büyünce zalim birine dönecek ve zulmedecekti. Kötü bir insan olmaması için ona tokat atmak zorundaydım”

Gittikleri yere iyilik, bolluk, bereket getiren Hızır ile İlyas’ın hikayesi bugün de devam ediyor. Belki dileğimizin olduğu yere gelirler diye her yıl 6 Mayıs’ta dileklerimizi onlarla buluşturuyoruz. Hızır gibi yetişsinler diye:)

Ben daha önce ufak çaplı dileklerimi inanış bu ya Hıdırellez’deki dileklerimle gerçekleştirdim. Genelde maddi olmayan dileklerim bir şekilde oldu. En son 2017 senesinde Ahırkapı Hıdırellez Şenlikleri‘nde muhteşem bir kalabalıkta kutladığım Hıdırellez’de Amerika’ya, Hamdi Ulukaya Girişimi’ne seçilmeyi dilemiştim.

Yazar hakkında:

Sırf, teyzemlerin evinden tren görünüyor diye 4 yaşındayken anneyi ve babayı evde bırakıp Ankara'ya gittiğim günden beri seyahat ediyorum. Süregelen yıllarda ilkokulu, ortaokulu, liseyi ve üniversiteyi başka şehirlerde okuyarak Türkiye'yi gezmeye başladım. Türkoloji ve Pedagoji eğitiminin ardından iş hayatıyla tanışmam National Geographic ile oldu. Dergilerde ve ajanslarda metin yazarı, editör, içerik; kurumsal firmalarda kurumsal iletişim uzmanı olarak çalıştıktan sonra sosyal sorumluluk ve girişimcilik üzerine çalışmalar sürdürdüm.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir