Ailenizin Gezi Sitesi
istanbul gezilecek yerler
İstanbul

İstanbul’un Yürüyüş Rotaları 4: Beyazıt Eminönü Hattı

İstanbul’un yürüyüş rotaları artık bir yazı dizisi haline geldi. Birçok farklı semti yürüyerek gezmeye devam ediyorum. Şimdiki rotam aslında Ayvansaray’dan Eminönü‘ne alternatif ya da birleştirilebilir bir rota. Yani Ayvansaray’dan Eminönü’ne yürüdüğünüzde Beyazıt’a da yine yürüyerek devam edebilirsiniz. Ya da tam tersi Beyazıt’tan başlayarak Eminönü-Balat-Ayvansaray güzergahını takip edebilirsiniz. İstanbul gezilecek yerleri yürüyerek gezmek, bu şehrin trafiğinden, kalabalığından, saçma kentleşmesinden bıkanlar için bir çeşit terapi oluyor bana göre. Üstelik yürüyerek İstanbul’u gezmek, en lüks arabaya sahip olmaktan daha lüks.

istanbulun yürüyüş rotaları

İstanbul’un yürüyüş rotaları: Beyazıt’tan Eminönü’ne Nasıl Gidilir?

Her ne kadar tüneller, köprüler, marmaraylar, metrobüsler olsa da İstanbul’u en iyi yürüyerek gezebiliriz. Elbette bunun için bir iki toplu taşıma desteği aldığımız zamanlar da olacak. Bu rotada başlangıç Beyazıt, bitiş Eminönü. Ben Bakırköy’den gideceğim için direkt Beyazıt’a giden otobüse binip, dönüşte Eminönü-Osmaniye otobüsünü kullanacağım. Alternatif olarak Bağcılar-Kabataş tramvayı da kullanılabilir. Bu turda ulaşım masrafım 2.30 TL. Yemek, çay, kahve derken bu turu 50 TL’ye mal ettim. İstanbul’u yürüyerek gezdiğim en pahalı rotam oldu.

İstanbul’un Gezilecek Yerleri (Beyazıt-Eminönü Hattı)

İstanbul gezilecek yerleri yürüyerek gezmek, her sokakta farklı bir tarihi yapı ile karşılaşmayı da beraberinde getirir. Bu yüzden muhtemelen aynı rotayı başka sokaklara gir çık yaparak gezersem şimdikinden daha farklı şeyler görmüş olacağım. Benim güzergahımda bulunan yerler aşağıdaki gibi oluyor;

Beyazıt Meydanı: İstanbul’un kuş yuvasıdır Beyazıt. Hem meydanda hem de yapılarda kuş ve kuş yuvaları görülür. Bizans döneminde kentin en büyük meydanı olan ve MS 393 yılında Thedosyus tarafından yapılan Beyazıt Meydanı’nda Beyazıt Camii ve külliyesi, İstanbul Üniversitesi ana kapısı, tarihi medrese ve Beyazıt Kulesi bulunuyor. Ünlü Süleymaniye Camii de meydana 5 dakika uzaklıkta.

istanbulun yürüyüş rotaları

Bir zamanlar Beyazıt Meydanı

İstanbul Üniversitesi: Öğrencisi olduğum İstanbul Üniversitesi ile devam ediyorum gezime. Dünyanın en eski üniversitelerinden biri olan İstanbul Üniversitesi’nin temelleri 1453 yılında atılıyor. Osmanlı İmparatorluğu’ndaki ilk Avrupa tarzı üniversite olarak kabul edilen Darülfünun’un devamı olan İstanbul Üniversitesi’nin Beyazıt Meydanı’ndaki ana kapısı anıtsal olarak adlediliyor. Kapının iki tarafında bulunan eklektik saat kuleleri, 1865 yılında Mustafa Şem’i Pek tarafından yapılmış. İkisi de doğru zamanı göstermiyor.

istanbulun yürüyüş rotaları

Üniversite içerisinde fakülteler, rektörlük binası, itfaiye olarak kullanılan Beyazıt Kulesi, yemekhane ve rasathane var. Üzerinde “daire-i umur-ü askeriye”, ile arkasında fetih suresi yazılı kapısının üzerinde Roma harfleriyle yazılmış MCDL III‘de 1453 yılı anlamına geliyor. (Kim 500 Bin İster’e katılacaklara selam)

Seyyid Hasan Paşa Medresesi: İstanbul Üniversitesi’nin Vezneciler tarafındaki Fen Fakültesi’nin hemen yan sokağına girildiğinde, Eczacılık Fakültesi arkasında bulunan ve Avrasya Enstitüsü olarak bilinen Seyyid Hasan Paşa Medresesi, inci gibi bezeli işlemeleriyle İstanbul’da yeni gördüğüm tarihi yapı oldu. Mimar Mustafa Çelebi tarafından yapılan bina günümüzde, eskiden de olduğu gibi, bir yanı ile hala kuş yuvası durumunda.

istanbulun yürüyüş rotaları

Sahaflar Çarşısı: Tekrar İstanbul Üniversitesi merkez kapıya çıkıp Sahaflar Çarşısı’na devam ediyorum. İstanbul’da okuyan herkes ömrünün 4’te 3’ünü burada geçirmiştir muhtemelen. Özellikle benim gibi Edebiyat okuyanlar bilir ki Osmanlı Türkçesi kitaplar, gramer üzerine makaleler, metin tahlilleri, Türk dili üzerine akademik yayın gibi bulunması zor kitap ve dergiler bu kutsal mekanda bulunur.

istanbulun yürüyüş rotaları

İstanbul’un en ünlü sahaf çarşısıdır olan Beyazıt Sahaflar Çarşısı’nda bu kadar dağınıklığın arasında kitaplar nasıl bulunuyor diyorsanız, o sistemi hiçbir teknoloji anlayamayacak. Çarşı içerisinde gezerken gözden kaçırmamanız gereken bir detay ise Osmanlı’nın ilk matbaasını kuran İbrahim Müteferrika‘nın büstü.

Kapalı Çarşı: İstanbul’un gezilecek yerleri arasında en turistik nokta şüphesiz Kapalıçarşı. Beyazıt, Nuruosmaniye ve Mercan semtlerinin tam ortasında yer alan İstanbul’un en turistik ve en eski ile büyük çarşısı olan Kapalıçarşı, yılda 91 milyon turist ile dünyanın en fazla ziyaret edilen turistik mekanları arasında yer alıyor.

istanbulun yürüyüş rotaları

Kapalıçarşı’nın içerisinde ister alışveriş yapabilir ister bir şeyler yiyip içebilirsiniz. Günlerden pazar olduğu için bu rotada birçok yer kapalı. Buna Kapalıçarşı’da dahil. Önceki gezimde Kapalıçarşı’da olduğum için şimdi rotayı Tahtakale’ye çeviriyorum.

Tahtakale: Beyazıt’tan Eminönü’ne gitmek için Çemberlitaş’tan aşağı inmek yolu kısaltıyor bu yüzden Kapalıçarşı’ya girmeyip Çemberlitaş’a devam ediyorum. Yokuş aşağı inildiğinde Tahtakale’ye varıyorsunuz. Tahtakale’ye uzun zamandır gitmediğim için görmemiştim ama buraya eski meslek dallarının heykelleri yapılmış. Gerçi 2012’de yapılmış, epey erken görmüşüm.

istanbulun yürüyüş rotaları

Eminönü İş Bankası Müzesi: Son durak olan Eminönü’ne vardığımda başta Yeni Camii, Mısır Çarşısı olmak üzere birçok tarihi yapı görülebiliyor. Ama ben hemen meydanda yer alan İş Bankası Müzesi’ne giriyorum. Ücretsiz girişin olduğu müzede hafta sonları ücretsiz rehberlik hizmeti de veriliyor. Yaklaşık 1 saat kadar müzeyi detaylıca gezebiliyorsunuz.

istanbulun yürüş rotaları

İş Bankası Müzesi, 1890 yılında postahane binası olarak yaptırılan tarihi binada yer alıyor. Müzede 3 kat geziliyor ve birinci kısımda İş Bankası’nın kuruluş yılları, teşvikler, sigortacılık, sosyal sorumluluk projeleri, ilk yıllarda kullanılan makineler; giriş katta bankanın ilk yıllarına ait sergi; bodrum katında ana kasa, kiralık kasa ve ışık koridoru bulunuyor. Müzenin en ilginç kısmı ise bodrum katı. Özellikle ışık koridoru, Matrix havası yaşatmıyor değil.

Yine bu katta benim hayretler içerisinde kaldığım, belki sizlerin bildiği bir detay var. Kasaların bulunduğu kısımdaki mavi ışığa ehliyetinizi tuttuğunuzda bir sürprizle karşılaşacaksınız. Olur da müzeye gidecekseniz, ehliyetinizi yanınızda bulundurun. Ayrıca çocuklar bu müzeye gittiğinde klasik İş Bankası kumbaraları da ücretsiz alabiliyor.

Beyazıt- Eminönü’nde Yeme İçme

Normalde simit ve çay ile yürüyüş yapsam bana yeterdi ama hem o gün sınavımın olması hem de havanın soğuk olması beni kapalı alanlara itti. Yemek için gittiğim yer ise Eminönü, Hobyar Mahallesi’ndeki Baldır Restoran oldu.

istanbulun gezilecek yerleri

Soldaki pastrami, sağdaki baldır

Pastrami nedir bileniniz var mı? Amerika’nın meşhur yemeklerinden olan pastrami, dana döşün terbiye edilip, ardından fırınlanıp, en son da buharda ben mari olarak bekletilmesiyle elde ediliyor. İşte bu arkadaş Eminönü Baldır’da bulunuyormuş. Ben de gidince öğrendim. Merak edip pastrami ve restoranın meşhur yemeği baldır söyledim. Baldır’da yine dana etinden yapılan baharat, karamelize soğan ve özel bir sos ile yapılıyor. Siparişleri beklerken duvarda yazılı Osmanlıca kelime dikkatimi çekiyor ve okuyunca burada Şahbaz yazdığını görüyorum.

Hemen restoranda Google araştırması yapıyorum. Burası, Osmanlı’da Şahbaz Agiya adında bir tuğla fabrikası imiş. İstanbul’daki birçok yalının, dükkanın tuğlaları da bu fabrikadan çıkmaymış. Tuğlalara attıkları mühür bu yıllara kadar gelmiş, gerçekten inovasyonda bir markasın Şahbaz Agiya. Restoranın yemekleri konusuna gelirsek, yemekleri lezzetli, fiyat porsiyon bence biraz yüksekti. Baldır Restoran’dan çıkıp kahve içmek için Yeni Camii’ye yakın olan Kahve Limanı‘na gidiyorum. Giderken de yol üzerindeki Hacı Bekir’den güllü ve narlı lokum almayı unutmuyorum. Kahve Limanı’na geldiğimde ise, bu mekanda da bir sürprizle karşılaşıyorum. Eminönü Kahve Limanı’nda Yunanistan’ın ünlü karyoka tatlısını buluyorum. 

İskeçe seyahatimde gördüğüm ve Yunanistan’daki en iyi karyokaların bulunduğu İskeçe’deki Papaparaskeva Pastanesi’nde tadına baktığım bu karyokaları Eminönü’nde görmek gerçekten sürpriz oldu. Hemen gidip sorduğumda öğrendim ki Selanikli bir usta yapıyormuş bu karyokaları. Kahve Limanı keşfi ile bu hattı sonlandırıyorum. Kendime yazı dizisi yaptığım İstanbul’un yürüyüş rotaları kapsamındaki diğer rotaları da aşağıda bulabilirsiniz.

Yazar hakkında:

Sırf, teyzemlerin evinden tren görünüyor diye 4 yaşındayken anneyi ve babayı evde bırakıp Ankara'ya gittiğim günden beri seyahat ediyorum. Süregelen yıllarda ilkokulu, ortaokulu, liseyi ve üniversiteyi başka şehirlerde okuyarak Türkiye'yi gezmeye başladım. Türkoloji ve Pedagoji eğitiminin ardından iş hayatıyla tanışmam National Geographic ile oldu. Dergilerde ve ajanslarda metin yazarı, editör, içerik; kurumsal firmalarda kurumsal iletişim uzmanı olarak çalıştıktan sonra sosyal sorumluluk ve girişimcilik üzerine çalışmalar sürdürdüm.

Join the discussion

  1. Pingback: Vefa Bozacısı Unkapanı: İstanbul'un Tarihi Markası

  2. Pingback: Dijital Seyahatname

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir